Bölüm 1: Sessiz Başlangıç

Kapitel 1: Ein stiller Anfang

Sessiz başlangıç! Başlangıçlar sessizce yapılmalıydı.
Adam bunu düşündü.

Cinema Club için rezervasyon yapması gerekiyordu.
Sonrasında bir duş almalı ve gece için seçtiği siyah takım elbiseyi denemeliydi.
Ama hepsini bir kenara itti.

Adam aniden yerinden kalktı ve mutfağa yöneldi.
Evden getirdiği, kokusunu hâlâ üzerinde taşıyan annesinin peynirli böreğini mikrodalgaya attı. İkaz sesi duyulduğunda böreği kaptı. Sallama bir çayla, aceleyle mideye indirdi oracıkta.

Üç Yıl Önce

Üç yıl önce tanıştığı Jelena hâlâ uyanmamıştı. Bu yüzden evde sessiz bir hava hakimdi.
Ona da bir şeyler hazırlamalı mıydı?
Lakin ne zaman kalkacağını tahmin edemediğinden karar veremedi.
Çünkü, Sırpların yemek alışkanlıkları farklıydı.
Gece ya da sabah neredeyse hiçbir şey yemezlerdi. Yiyenlere de tuhaf tuhaf bakarlardı.

Dün Gece

Dün geceyi hatırladı.
Saat 2:30 gibi Mr. Stefan Braun Club’dan çıkmışlardı.
Taksi çağırmış, Jelena’nın şoförle fiyat pazarlığını bitirmesini bekliyordu.
Adamın umurunda değildi birkaç dinar eksik ya da fazla olması.
Ama burası Belgrad’dı. İki Sırp’ın arasına girilmezdi.
Ayrıca biraz pazarlık da iyiydi…
Ta ki sesler yükselene kadar.

Şoför sinirlenmişti.

Sessiz bir başlangıç yapmak önemliydi adam için.

Bunun için adam, Jelena’nın bileğini hafifçe tutup tartışmanın arasından çekti.
Beraber karşıdaki pizzacıya yürüdüler.

“Bir şeyler yiyelim mi?” diye sordu.

Jelena’nın gözleri büyüdü.
Başını hızla sağa sola salladı.
Adam, yalnız başına pizza yemek istemedi.
Çünkü yorgunluk ağır basıyordu.

Club’ın önündeki kalabalık taksicilerin bağırışları arasında bir tanesini çevirdi.
Bu kez pazarlık olmadı.
Taksi, adeta gecenin sessizliğini yırtarak hızla uzaklaştı.

Arabanın içinde Jelena, incecik elbisesiyle adama iyice sokulmuştu.
Adam da, Knez Mihailova Caddesi’ne gitmelerini söyledi.
Telefonunu kontrol etmek istedi, ama vazgeçti.
Çünkü bu gece sessizlik daha kıymetliydi.

Taksiden inince, bir tomar Sırp Dinarı’nı şoföre verip para üstünü almadı.
Küçük bir servet gibi hissettiren kâğıt tomarlar, lüks bir Mercedes taksiyle sadece 10 kilometre götürebiliyordu.

Sokak soğuktu.
Jelena, adamın gömleğinin içine girecek kadar sokulmuştu.

Şimdi

Şimdi, sabaha karşı mutfakta, çayından bir yudum aldı.
Tam o anda kapı açıldı.
Jelena, vücudunu havluyla sarıp banyoya doğru hızla geçti.
Adam yine gülümsedi.

Çayının dibini görünce yerinden kalktı.
Bir dilim daha börek ısıttı.
Kahve için su koydu.

Jelena’nın saç kurutma makinesinin sesi banyodan geliyordu.
Adam, telefonuna bir göz attı.
Hiçbir şey yoktu.

Şarjı kontrol etti.
İnternet bağlantısını…
Her şey normaldi.
Ama içini kemiren bir his, hâlâ oradaydı.

Bu şehirde işler nadiren “normal” kalırdı.

Onun için adamın buradaki işlerini, sessiz bir başlangıç, normal ve sıradan gösterebilirdi.

Ve adam, Belgrad’daki işini en az hatayla halletmek zorundaydı.

Bir Yorum Bırakın