Ağlayan Çocuk Çiko’nun Hikayesi

Ağlayan Çocuk Çiko’nun Hikayesi
Yazar: gökhan

Ağlayan çocuk Çiko’nun hikayesi, kitlesel tüketim için seri halde üretilen ve ucuz tablolara nasıl resmedildiğinin hikayesidir aslında. Ağlayan Çocuk, İtalyan ressam Giovanni Bragolin’in (Bruno Amadio, Franchot Seville ve J. Bragolin olarak da bilinir) bir eseri olan ağlayan çocuk figürü Türkiye’de “Çiko” olarak da tanınmaktadır.

1980’li yıllarda İngiltere’de ve Türkiye’de çok sayıda minibüs camlarının, dükkanların ve evlerin duvarını süsleyen ‘Ağlayan Çocuk’ resminin lanetli olduğu, tam bir şehir efsanesine dönüştü. Sadece İngiltere’de 1950’lerden beri 250,000 adet satılan tablonun artık kötü bir efsanesi var. Sağlığında Venedik’teki turistlere resim satarak geçinen Amadio’nun bilinen 27 tablosu var. Amadio, eserlerinde genellikle ağlayan çocukları resmetmiştir. Ağlayan çocuk, 1950’lerden itibaren tüm dünyayı dolaşmaya başladı ve resmin yüzlerce farklı versiyonu üretime girdi.

Orijinalinde ela gözlü ve kumral olan çocuk sarışın, mavi gözlü oldu. Ceketinin modeli defalarca değişti. Bazen cinsiyeti ve yaşı değişti. Değişmeyen tek şey, gözyaşlarıydı.

Tablonun Laneti Nasıl Başladı

Her şey İngiltere’deki bir yangınla başladı. İngiliz “The Sun” gazetesinin 4 Eylül 1985’deki haberinde yazılanlara bakıyoruz. Maden kasabası Yorkshire’deki bir itfaiyecinin anlattığına göre. Tamamı yanan kasabada bir kaç evde istiflenen resimlerin hiçbiri zarar görmedi. Bunu gören itfaiyecilerin, “Ağlayan Çocuk” resmini asla evlerine sokmadıkları haberi etrafa yayılmaya başladı. Haliyle haberi okuyan resim sahipleri paniğe kapıldılar. The Sun ve diğer gazeteler konuyla ilgili haberlerini ilerleyen aylarda da sürdürdü. Okuyucularıyla birlikte bu resimlerden kurtulma kampanyası başlattı. Yüzlerce okuyucu gazete binasının önünde lanetli olduğu iddia edilen resimleri ateşe verdi. Hatta buu olaylar The Ricky Gervais Show adlı komedi programında mizah konusu edilmiştir.

Yangınlara gelince ; yangınlar hep yoksul mahallelerde oluyordu. Kötü elektrik tesisatları, odun, kömür ve elektrikle çalışan sobaların da sebebiyet vermesi yangın çıkmasının en büyük sebepleriydi. 

O yıllarda İngiltere’nin yoksul mahallelerinde bu posterin 50 bin kopyası satılmıştı. Gazetelerin çağrısı üzerine de 2500 okuyucu evlerindeki posterleri gazeteye yolladı. Resim ve posterler bina önlerinde toplu halde yakılmaya başlandı. Bu durum gazeteler için kaçırılmayan bir fırsat oldu. Ateşe verilen “ağlayan çocuklar”ın fotoğrafları ön sayfaları süslüyordu. Fırsatçı gazeteler ; olmayan bir laneti yaratarak “Resmi vakit geçirmeden başkasına verin, ağlayan kız ve erkek çocuklarını birleştirin ya da birlikte asın.” şeklinde insanları kitle halinde yönlendiriyordı.

Ardından binlerce insan gazeteyi arayarak kendi yaşadıklarını anlattı. Hurafeler, gazetelerin işine geliyordu.

İşte Bu Yüzden Hep Ağlayacak Çiko…

“Ağlayan Çocuk” resminden geceleri ağlama sesleri geldiği, gözünden yaş yerine kan aktığı, resmin durduk yerde titremeye, sallanmaya başladığı gibi bir çok yalan yaşanmış olaylar anlatılıyordu. Gazeteler bunları boy boy basıyordu.

Belli bir süre insanlar unuttu ama sonrasında bu lanet haberleri Şili’de ortaya çıktı. Başkent Santiago’da bir organizatör Cadılar Bayramı için bastırdığı afişte ‘Ağlayan Çocuk’ resmini kullandı. Afiş, tüm şehre asıldı. Şili’nin en büyük gazetesi Las Ultimas Noticias (LUN), “Ağlayan Çocuğun Tüyler Ürperten Dönüşü” diye başlık attı. Bu gazeteye konuşan 80 kişi, laneti bizatihi yaşadıklarını çeşitli olaylarla anlattı.

Oysa ağlayan çocuk sadece bir resimdi. Hem de seri üretimi olan bir resim… bütün anlatılanlar ; başlarına gelen olayları, kendilerinin sebep olduğunu yadsımasıydı. Ya da olanı, olduğu gibi görme duyusundan yoksun olanların, göz ve ruh hastalığı yaşayanların ise yaşadıklarını kabullenmeme ile anlattıkları gerçeği yansıtmıyordu. Çünkü resim ; ne boşanmalara sebep oluyordu ne gözünden kan akıyordu…

Sanırım ; insanlık var oldukça başımıza gelen kötü olayda başkalarını hatta bir resmi suçlamayı bırakmayacak yahut hasta olduğumuzu kabul etmeyeceğiz.

Bir Yorum Bırakın