Yolcu kalmasın ve bir ses. DİNG DONG: Hükümlü ve Tutukluların Dikkatine! 15 Temmuz dolayısıyla hatim programı yapılacaktır. Cüz alarak hatime katılmak isteyen Hükümlü ve Tutuklular Eğitim Birimi Din Görevlisine dilekçe ile başvurmaları gerekmektedir. Dilekçeler yarın sabah sayımında toplanacaktır. Duyurulur!
Ankara Garında bir çığlıktan sesleniyor: “Rize’ye tren sefer düzenleniyor. Yeterli yolcu sayısına ulaşınca tren 3 gün sonra kalkacaktır. Müracaatlar müdüriyete bizzat yapılmalıdır.”
Bu çığırtkanların sesini duymayan kalmamıştı, çığırtkanların sesi hem gürdü hem de garın her yerinde bağırmıştı. Eh, zaten herkes yolcudur. Sadece tek sorun var, o da Rize’ye gitmiyor olmak.
Rize’ye gidecek yolcu için sorun yok, koşa koşa müdüriyete gidip müracaatlarını yapıyorlar ve gerekli harcı ödüyorlar. Sonra da trenin kalkması için gerekli olan meblağının toplanmasını umut ediyorlar, belki bunun için çaba bile sarf ediyorlar. Mesela; İzmir yolcusuna gidip “senin trenin geleceği yok, bari bizimle gel de bizim işimiz hallolsun. Hem sen de Rize’yi görmüş olursun. Rize havası alırsın” diyorlar. Afyon yolcularından birinin adamların ısrarlarına dayanamayıp sıkıştırmalardan kurtulmak için Rize trenine müracaat edip harcını yatırdığı bile görülüyor. Kim bilir buna benzer daha kaç kişi Rize’ye gidecek ve yolunu fazlasıyla uzatmış olacak!
Garda oturmuş kendi trenin gelmesini bekleyen bir sürü kişi var. Bir kısım yolcunun bu zorunlu bekleyişi değerlendirme çabası içinde oldukları görülüyor. Kimi gidecekleri yerde onları bekleyen çocuklarına, yeğenlerine oyuncakları yapmaya çalışıyor. Kimi şallar, bileklikler örüyor. Bazıları bir şeyler yazıyor. Kimi gideceği yerle ilgili ön hazırlık yapmak için bir şeyler okuyor. Kimi kimi derken boş zamanlarını boş geçirmemeye çabalıyorlar. Tabii arada çay içip nefes de almaya çalışıyorlar. İnsan bu! Elbette tatlı iki çift söz etmesi, duyması gerekiyor.
Bekleyenlerden birisi bekleyenlerden birisine:
“Selamünaleyküm”
“Aleykümselam”
“Yolculuk nireye?”
“Nasipse İzmir’e. Sizin?”
“Aydın. Ama önce yol üzerinde bir Rize’ye uğramayı düşünüyorum.”
“Yani Dünya yuvarlak olduğuna göre bir açıdan haklısın, Rize yolunun üzerinde!”
“Ne yapayım! Baksana bizim tren hala gelmedi, geleceğine dair de bir işaret görünmüyor.” “Müsadenle ben gidip iki çay alayım. Madem ki vaktimiz var, çay içerek biraz muhabbet edelim. Hem hava almış oluruz, hem belki faydalı bir muhabbet de olur, hem… olur belki bir şeyler!”
“Olur, olur. Bende de incir var. Bir iki de incir yeriz.”
“Eveeeet çaylar geldi. Buyurun.”
“Eyvallah.”
“Ne diyorduk?”
“Ben Aydın’a gitmeden önce yol üzerinde bi Rize’ye uğrayayım diyordum. Hem burada boş boş bekleyeceğime Rize’yi de görmüş olurum.”
“iyi. Sizin adınıza sevindim. Madem ki tercihiniz bu yönde, ne mutlu size.”
“Yok ya! Tercih-mercih değil benimkisi.”
“Eee, neden Rize’ye bilet aldınız o zaman?”
“Baksana, bizim trenin geldiği-meldiği yok. Rize’ye gidenler bir tren bulmuşlar. Yolculuk için gerekenleri, yani gerekli ücreti tamamlarlarsa treni kaldıracaklarmış.”
“Hıııımmm! Aklıma iki üç soru geliyor ama… Önce; yolunuz Rize üzeri değil ama siz yol üzeri diyerek neden ve nasıl Rize üzerinden Aydın’a ulaşmayı düşünüyorsunuz? Yolunuzu uzatmış olmak yerine… Neyse onları belki sonra sorarım. Evet, lütfen anlatın, çok merak ettim!”
“Yani nasıl desem… Şimdi şöyle… Hııımmmmm… Aslında ben de biliyorum Rize’nin Aydın yolu üzerinde olmadığını! Ama…”
“Evit”
“Bu Rize yolcuları var ya?”
“Eee”
“Benim tehdit ediyorlar. Aslında onların tren zaten hareket halinde! İstanbul’dan gelmişler. Ama yakıt ve erzakları bitmiş. Zorla insanlardan haraç topluyorlar.”
“Bunları bildiğin halde neden Rize’ye bilet aldın? Hem bilet alarak onlara yardım ediyorsun, hem bir de onlarla aynı trene binip ters istikamete gideceksin!”
“Biraz sessiz konuşalım. Diyorlar ki; belki yolda beni Aydın’a bırakabilirlermiş.”
“Aydın Rize yolu üzerine mi geldi şimdi de?”
“Hayır! Ama Aydın’a giren başka bir trene beni bindirebilirlermiş.”
“Yani zaten bizim beklediğimiz treni diyorsun?”
“Yani… yani… bilmiyorum! Belki değildir. İlerideki illerden geçen başka bir Aydın treni vardır ve ona bindirirler beni. Böylece daha fazla beklemeden evine ulaşmış olurum.”
“Diyorsun!
“Aslında bir şey daha diyeceğim ama bilemiyom ki!”
“Söyle söyle. Çıkar ağzındaki baklayı!”
“Sen de Rize’ye bilet alsan ve şu tren bir an evvel yoluna tam hız devam etse… belki yolda bizi Aydın’a İzmir’e bırakırlar, ha ne dersin? Tren Rize’ye gidiyor ama bizim niyetimiz Aydın ve İzmir. Niyetten kurtaramaz mıyız, ne dersin?”
“Demekten ziyade sana yapılacak şey belli de, yer ve durum uygun değil!”
“O laf üçleme değil miydi? ‘Yeri, zamanı ve şekli’ gibi sanki…”
“Tam zamanı aslında da yeri değil işte… Bak kardeşim! Sana iki çift laf söyleyeyim ama sadece dinleme, anlamaya da çalış olur mu?”
“Söyle söyle! Nasıl olsa zaman çok. Hem biraz vakit geçirmiş oluruz. Belki Rize’ye bilet bile almaya karar verirsin.”
“Tövbe tövbe… Şimdi şöyle başlayalım ve düşünerek konuşalım, olur mu?”
“Tabiiii olur. Ben çok düşünürüm, çok da bilirim.”
“Çok güzel. Sen nereye gitmek istiyorsun?”
“Aydın’a dedik ya!”
“Nereye bilet aldın?”
“Rize’ye. Ama beni tehdit ettiler, korkuyorum. Hem belki yol üzerinde beni Aydın’a bırakabileceklerini de söylediler.”
“Aydın Rize üzerinde mi?”
“Değil. Ama Aydın’a giden başka bir trene bindirebilirler değil mi?”
“Doğru. Peki diyelim ki seni Malatya’dan Aydın trenine bindirdiler. Bu Aydın treni nereden geçecek?”
“Yine Ankara’dan geçecek. Bunu mu kastediyorsun?”
“Başka güzergah var mı?”
“Benim bildiğim ve henüz bilinen/yapılan yok.”
“O halde ters yöne gidip kendini yoracağına burada bekleyip ufak tefek de olsa Aydın’da seni bekleyenler için bir şeyler yapsan nasıl olur?”
“Doğru diyorsun, ama uzun zamandır bekliyoruz ve çok sıkıldım. Hem zaten bir şeyler de yaptırdım, zeytin çekirdeğinden tesbihler yaptırdım. Daha ne yapayım.”
Trenlerin Gecikmesi
“Sizi tebrik ediyorum. ‘Daha ne yapayım?’ sorunuza cevap vereyim mi? Daha doğrusu bildiğiniz ama yapmadığınız bir iki şey söyleyeyim mi?”
“Söyle tabi ya. Zaman öldürüyoruz burada!”
“Bu Rize treni buradan hareketine devam ederse Aydın trenini geciktirir mi?”
“Düşünüyorum, düşünüyorum… Evet, kesinlikle geciktirir. Çünkü tren yolu tek şerit.”
“Vallahi müthişsiniz!”
“Eeee, o zaman nasıl olacak?”
“Sen de biliyorsun ama işte zamanımız bol! Bizim trenin de ne sesi ne dumanı henüz görünmediğine göre lak-lak etmeye devam edeceğiz! Demek ki Rize treninin hareket etmemesi gerekiyor.”
“O zaman trenin parasını ödemezsen tren hareket edemez.” (Farkında olmadan sesli düşünüyor)
“Maşallah, hızlı ilerliyonuz.”
“Ama sadece benimle olmaz ki!”
“Resmen uçuyonuz.”
“Mutlaka yedek düşünmüşlerdir.”
“Dikkatli uçun, ileride bir engel görünüyor!”
“Aptal veya geri zekalı değil bunlar.”
“Dikkat edin, çok yaklaştınız!”
“Bir kişiyle ne olur ki? Bunlar zaten yoldalar, ufak bir mola vermişler sadece. Bunlar yollarına devam ederler…”
“Paaatttt, çok pis çarptınız. İyi misiniz, nefes alıyor musun?”
“Ne, ney, nasıl…. Ne oldu? Kim çarptı? Ben dalmışım, kendi kendime konuşmaya başlamışım, kusura bakmayın. Siz bir şeyler mi diyordunuz?”
“Evet, çok doğru diyorsunuz diyordum!”
“Ama yine bir yere varamadık, hala buradayız.”
“Evet, bak yine çok doğru konuştunuz! Burada tek başına değilsin, birçok kişiyle birliktesin ‘buradayız’ yani.”
“Hep birlikte hala buradayız. Ne oldu? Ne olacak ki sanki…”
“Bak güzel kardeşim! Bu Rize treni seni tam ters istikamete götürecek olan trene para yatırdın ve destek istiyorsun, ama seni evine götürecek herhangi bir şey için destek istemeyi bırak bencillik yaparak daha çok ümidini kırıyorsun. Üstelik kötü örnek olarak da başkalarının ümidini kırıyon”
Aklınla Yüreğini Kullan
“Nasıl olacak peki? Takılıp kaldık buraya! Ne eve gidebiliyom ne de bir araç/yol görebiliyom…”“Yine bencilliğe bağladın. Sakin ol. Aklını çöpe atma. Demin ne güzel kullanıyordun. Haksızlık etme beynine. Hem şu kalbini de kirletip durma! Aklınla yüreğini birlikte kullan. Hatta gel, birlikte olup öyle hareket edelim. ‘Bir elin nesi var, iki elin sesi var’ derler. Hadi çak bakalım (Eller kalkar ve ‘çat’). Bak gördün mü?”
“Evet!”
“Bir sürü elin birleştiğini düşünsene!”
“Burası resmen inler yaw…”
“Aynen öyle. Bak şimdi! Aydın, Afyon, Uşak ve birkaç daha il İzmir yolu üzerinde mi?”
“Evet. İzmir güzergahında birçok istasyon var.”
“Çok doğru. Demek ki biz seninle aynı yolun yolcusuyuz.”
“Kesinlikle.”
“Şu an bu garda aynı yolun yolcusu kaç kişi vardır?”
“Bir trenden fazladır. Hatta tren hareket etse çok daha fazla yolcu binmeye çalışır.”
“Müthişsiniz. Sizi tekrar tebrik etmek istiyorum!”
“Estağfurullah. Ben sadece doğruları söylüyorum.”
“Ve İnşallah söylemekle kalmayı doğruları da yapacağız, birlikte.”
Yolcu Var Tren Yok
“Eee, bu kadar yolcu var ama tren yok.”
“Emin misiniz tren olmadığına? Bir etrafınıza bakın bakalım.”
“Hııımmm… Rize treni zaten hazır malzeme dolduruyor. Şurada birkaç tren var. Bir lokomotifin tekerini kırmışlar, bir lokomotifin yakıtı yok yazmışlar, birine arızalı yazmışlar ama tecrübeyle sabittir ki bunun bir şeyi yoktur. Bir sürü de vagon, yani yolcu bölmesi var ama hepsinde ufak tefek arızalar var ya da temizlenmesi gerek. Tren çok ama hiçbiri bizim güzergahta değiller mecburen bekleyeceğiz!”
“Ya bir yerde kısa devre mi yaptı beynin yoksa başka başka şeyler mi var?”
“Yooo, kısa devre yok. Görmüyor musun hepsinde yapılacak işler var. Sonra bir de raylara yerleştir, gaza bas….. Oooo uzun iş!”
“Burada durmaktan daha kısa olmaz mı bu işler?”
“Kim uğraşacak şimdi onlarla! Hazır Rize treni var…”
“Lafını balla kesiyorum! Bak ne güzel söyledin; ‘Hazır Rize treni var.’ Onlar zaten zorba. Eğer biz o trende çoğunluk ve üstünlük sağlarsak tren bizim istediğimiz yere gider. Yani yeni güzergah belirlenmiş olur. Böylece herkes iyi ve güzel şekilde evlerine götürülür. Hem de sadece…”
“İyi diyon da, bunları tek başına nasıl yapacaksın?”
“Sen benim yanımda değil misin? Birlikte değil miyiz?”
“Yok ya, deli miyim ben? Tren varsa varım ben! (bir çığırtkan: “Aşağıda Yolcu kalmasın! Tren kalkıyor.” diye bağırır.) Hadi ben kaçar! Benim tren kalkıyor, ben Rize’ye gidiyorum. Sana bye…
(Kaç kişi ters veya alakasız olduğu halde Rize’ye bilet alıp ‘niyetim iyi benim’ diyerek gitti bilemiyorum… kime ne faydası oldu? Zulüm artarak devam ediyor…)
5 Temmuz 2021
AT-24
Afyon T1
