Gazete vardı elinde, önce masaya koydu. Her zaman yaptığı gibi arka sayfayı açıp yalandan bir göz gezdirdi. Sonrasında spor sayfasına geçiş yaptı. Hep böyle yapar, entelektüel görünmek için. Gazete okur gibi görünür ancak tek ilgilendiği spor sayfasındaki Fenerbahçe haberleridir. Dün takımının kazandığı zafer ile şampiyon oluşunun kutlandığı bir resim görür. Kaptan Alex elinde kupa ile taraftarı selamlamaktadır. Bu sezon da şampiyon olduk. Artık ligi domine ettik 5 sene daha üst üste çok rahat şampiyon oluruz diye düşünür. Zaten hep böyle tutmayan tahminlerde bulunuyordur. Ancak bu öngörülerinin gerçekleşmeyişiyle ilgili bahaneler bulma ve onlara inanma konusunda da iyidir.
Kendisine sürekli övgülerde bulunduğumuz bu kişinin adı Alex. Ancak futbolcu olan değil; bu normal Alex; düz Alex. Gazetesini okuduğu ve Fenerbahçe şampiyon olduğu sırada lisede sırasında oturuyor. Kendisini zeki olarak tanımlıyor Alex. Bu iddiasının arkasındaki en güvendiği iddialardan birisi şu: Sınıfta oturduğu sıra! Evet 11 yıllık eğitim hayatındaki tecrübesi ona bu teoriyi üretme imkanı veriyor(muş). Teorisine göre, en arkada oturanlar her zaman olağan şüphelidir. En önlerde oturmak ise senin her zaman göz önünde olmana neden olur. Öğretmenler tarafından bu 2 alan mimlenmiştir. En güvenli alan orta sıraların biraz arkasıdır. Bu teorisinin tez olarak yazılmasını sadece kendine söyleyecek kadar da yaban çakalıdır. Ancak her seferinde diline hakim olamayıp, aslında yerinde espriler yaparak sınıfı güldürür. Öğretmenlerin mimlediği kişi olduğu için bu teorisini gerçek hayatta uygulama şansı olmamıştır.
Arkadaşları tarafından sevildiğini düşünür. Ama “yahşı günde yar yahşıdır, yaman günde yetiş gardaş” durumu yaşamadığı için bundan emin olamamaktadır. Desek de maalesef durum böyle değildir. Bu Alex herkesi kendi gibi saf ve temiz sanmaktadır. Bir insanın neden kötülük yapacağını düşünecek kadar saftır. Artık öyle saf kimse kalmadı diye düşünmeyin. Gazete diyoruz, tuşlu telefon diyoruz yahu.Böyle saf bir çocuk işte.
Zeki Mi?
Zeki olduğundan bahsetmiştik, ancak kesinlikle çalışkan değil kendisi. 6. Sınıfta çok iyi ders çalıştığını söylüyor, bundan sonra hiç ders çalışmamış doğru düzgün. Bu 1 senelik çalışması neticesinde, ortalama üstü bir lisede okuyor ve sınıfı da geçmiş şimdiye kadar bir şekilde. (At yalanı seveyim inananı) Öngörümüz; hayatı boyunca biraz kendimi verseydim, biraz daha çalışsaydım şöyle olurdu böyle olurdu diyecek bir profil olacağı yönünde. (Yapsaydın madem bizene değişik) Kopya çekmenin etikliğinin tartışıldığı dönemlerde, kopya konusunda iyi olması ve ben kopya yazarken zaten öğrenmiş oluyorum (yüzyılın yalanı) geyiği ile sizinle kopya çekmenin etik olması üzerine tartışmaya girip, kazanabilecek kadar da laf ebesi. İroni yapmayı ve kötü espri yapınca ironiyi anlayan nesle aşina değiliz lafının arkasına sığınıp, olaylardan sıyrılmayı da iyi bilir. Arkadaşları ona atanamamış Cem Yılmaz der. (Sadece kendisi kendine söyler )
Lafa daldık zil çalmış ve öğretmen sınıfa giriyor. Alex için en güzel ders geldi. Çünkü, hocanın sesi çok güzel, şarkı söylemeyecek yanlış anlaşılmasın, uyumak için güzel . Ninni gibi geliyor ona. Hemen gazetesini katladı, çay dökülen kısmının hala delinmemesine bir kere daha şaşırarak sıranın altına koydu. Ders anlatılırken, o da uykusunun tadını çıkarmaya başlamıştı bile…
