Gökyüzünü İzliyorum

Gökyüzünü İzliyorum, mapushane penceresinden
Yazar: bahtiyar

Yattığım yerden seni düşünüyorum. Kulağımda radyonun kulaklığı, romantik şarkılar dinlediğimi sanıyorum ve bi taraftan da gökyüzünü izliyorum. Çok şanslıyım çünkü yattığım yerden gökyüzü görünüyor. Camın hemen önünde duvara ranza arasında yerde yatıyorum ve gökyüzünü görebiliyorum.

Gökyüzünü izliyorum ve seni düşünüyorum Bitanem. Gerçi sen de biliyorsun ama ben yine de yazayım: Bakışlarımın gökyüzüne varabilmesi için önce camdaki demir parmaklıklardan geçmesi gerekiyor. Sonra <hani köyde bahçeleri birbirinden ayırmak için kullanılan ve 8-10 yaşında bir çocuk elinin içinden geçebildiği> çit tellerinden geçmesi gerekiyor. Sonra da <özellikle kuş kafeslerinde kullanılan, hayvan barınaklarına çekilen ve bir parmağın ancak gelebileceği genişlikte olan> kafes (fens) telinden geçti bakışlarım ve jiletli tellerden de sıyrılarak gökyüzüne ulaştı bakışlarım.

Kusura bakma sevdiceğim, burada gökyüzü minik baklava dilimleri şeklinde, zaten senin de bildiğin gibi. O yüzden seninle bir minik baklava diliminden diğer minik baklava dilimine zıplayarak dolaşacağız. Haa, yine bildiğin gibi burada gökyüzü de sınırlı. Ama dikkat edelim de jiletli tellere çok yaklaşmayalım. Jiletler yaralamasın kanatlarımızı, çünkü bizim kanatlara ihtiyacımız var ve yakında (hem de çok yakında) uçsuz bucaksız gökyüzünde uçacağız.

Ne yani bedenimizi kafese tıktılarsa hayallerimizi de hapsedemezler ya!

Hadi gel, bugünde minik baklava dilimlerinde eğlenelim. Gökyüzünü izleyelim. Hem bak ne güzel yağmur yağıyor. Nisan yağmurları yağıyor. Sen seversin Nisan yağmurlarını. ‘Her şeye iyi geliyormuş’ der ve leğenlere taslara toplamamı isterdin benden. Saçlara çok iyi geldiğini ballandıra ballandıra anlatırdın ama yine de Nisan yağmurlarına çıkmak istemezdin. Zaten ben de sana hasta olacaksın endişesinden kıyamam ki.

Baklava Dilimlerinden Gökyüzünü İzleyelim

Ama bugün bi çılgınlık yapalım, hem nisan yağmuru yağıyor hem senin doğum günün Bitanem. Hadi gel yağmur altında sırılsıklam ıslanalım. Hem ikimiz de uzun saçlıyız ve bu yağmur saçlarımıza çok iyi gelecek 🙂 Yağmur altında sırılsıklam ıslanana kadar el ele koşturalım. O baklava diliminden bu baklava dilimine zıplayalım. Sonra bir anda ben seni kendime çekeyim, kollarımız aşkımızdan sırılsıklam olmuş bedenlerimizi sıkıca sarıp sarmalasın. Gözlerim gözlerinde buluşsun. Bakışlarımız taa yüreğimizin en derinliklerine kadar <hiç bir engelle karşılaşmadan> aksın. Önce gözlerimiz hasret giderip sevgilerini bir birine fısıldasınlar, sonra birbirimiz için atan kalplerimiz özlemlerini gidersin.

Ama ne olur onların birbirlerine olan aşklarını anlatmalarını beklemeyelim çünkü ömür yetmez buna, sonra dudaklarımdan ‘İyi ki doğdun Sevdiceğim, seni çok seviyorum Bitanem.’ cümleleri dökülsün. Sen de buna bir karşılık vermek isteyeceksin ama dudaklarından bir türlü kelimeler çıkmayacak ve hafif hafif titreyen o tatlı minik aslında en güzel cevabı vereceksin…… (tamam, tamam ağlayabilirisin de. Ama artık sadece mutluluktan olsun 🙂)

Çok üzgünüm Bitanem.

Beni koğuşa çekiyor karşı koyamadığım bir el.

Sayım gelmiş.

Parmaklıklardan içeri girmeden önce arkama bakıyorum ve tellerdeki yağmur damlaları görüyorum.

Her yağmur damlasında biz varız.

Sadece ikimiz….

05.04.2020


Kendi çizimimi de şöyle bırakmış olayım:

Mapushane Penceresinden Gökyüzünü İzliyorum, orijinal karakalem çizimi

Bir Yorum Bırakın