Öğretmenlerin Gücü

öğretmenin ufku
Yazar: huzeyfecan

Öğretmenlerin sihirli gücü vardır. Ben aslında çalışkan sayılabilecek bir öğrenciydim ancak bazı psikolojik durumlar nedeniyle hayatımda özgüven eksikliği yaşıyordum.

Kendime inancım yoktu ve bu durum uzun yıllar devam etti, ta ki o güne kadar: Lise yıllarında bir biyoloji öğretmenimiz vardı. Her derste bizi motive eder ve ders çalışmaya yönlendirirdi. Dersleri de hep eğlenceli geçerdi. Bize sadece biyoloji dersleri anlatmaz, hayatımıza anlam katan dersler de verirdi. Kendisi birçok öğrenci tarafından sevilen bir öğretmendi.

O zamanlar sınava çalışıyor ve sürekli denemelere giriyorduk. Deneme sonuçlarını sınıf öğretmenimiz olmamasına rağmen öğretmenimiz değerlendirip bize geri bildirimler verirdi. Hatalarımızı nasıl düzelteceğimizi anlatırdı. Sadece dersle ilgili değil, moralimiz bozuk olduğunda da bizimle konuşur, bize moral verirdi. Kısacası tam bir rehberlik yapardı. Ondan bu konuda çok şey öğrendim.

Bir gün deneme sonuçları tekrar açıklandı ve ben yine 200 puanı geçememiştim. Bu durum bende bir takıntı haline geldi. 198 puan alıyordum ama 200 puan alamıyordum. Bu şekilde üniversite kazanma durumum hayaldi.

Öğretmenlerin Gücü: Hayatımı Değiştiren O Sözler

Öğretmenimiz ders çıkışında ayaküstü bana şunları söyledi: “Huzeyfe, ben sana güveniyorum. 200 puan ne ki, sen 250 puanları çok rahat yakalarsın.” Öğretmenimin bu sözü beni derinden etkilemişti. Birçok kişi bunu çok basit algılayıp öyle düşünebilir ancak bu sözler o gün benim aklımdan çıkmadı ve üzerinden yıllar geçti, hala kulaklarımda. Gece sabaha kadar bu sözü düşündüm çünkü samimi bir kalpten çıkan sözler insanlarda derin etki bırakır. Sonuçta öğretmenim beni dersten derse gören, beni tam olarak tanımayan ve hiçbir akrabalık bağı olmayan birisiydi. Beni ailem ve arkadaşlarımdan daha az tanımasına rağmen onun bana bu kadar güven duyması beni çok derinden etkilemişti.

Benim için hayatımın en önemli dönüm noktalarından biri olan o gün, kendimle ilgili bir karar almıştım. Öğretmenim bana güven duyduğu için kendime güvenmeli ve onun güvenini boşa çıkarmamalıydım. Bu nedenle, boş hayallerden vazgeçtim ve kendi odama bir masa koyarak çalışmaya başladım.

İki ay sonra Türkiye genelinde bir deneme sınavı yapılacaktı ve ben kendimi bu sınava hazırlamaya başladım. Sınav geldiğinde, sorular yine zordu ve sınavdan çıkan herkes ne kadar zor olduğunu söylüyordu. Sonuçlar iki hafta sonra açıklandı ve herkes heyecanla sonuçları bekliyordu. Ben de 200 puanı geçip geçmediğimi merak ediyordum.

Sonuçlar açıklanmaya başladı ve genel olarak puanlar düşük geldi. Sıra bana geldiğinde, öğretmenim adımı söyledi ve durdu. “Huzeyfe, sen bu sınıfta en iyi yapanlardan birisin. 218 puan aldın” dedi. Arkamdan kıskanç öğrenciler kopya çektiğimi söylüyorlardı ama çalışma şeklimi bilmiyorlardı.

Açıkçası, bu kadar yüksek bir puan beklemiyordum, ama sonuçlar ortadaydı ve bu benim başarımı gösteriyordu. O günden sonra daha sıkı çalışmaya başladım ve öğretmenimin dediği gibi 250 puan almaya başladım. Bunların hepsi, sınavlara az bir süre kaldığında gerçekleşiyordu. Artık kendime güveniyor ve sınavlardan korkmuyordum. “Bekle beni, ben geliyorum” diyerek sınavlara girdim ve o yıl üniversiteyi kazandım.

Öğretmenlerin Gücü: Ben De Öğretmen Oldum

Ben de öğretmenim gibi bir öğretmen oldum ve her zaman “İyi ki öğretmen olmuşum” derim. Artık benim de bir amacım vardı: öğrendiklerimi gelecek nesillere aktarmak. O gücü devam ettirmek… Bu benim için ayrı bir sorumluluktu ve umarım bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirebilirim. Eğitim açısından ikinci dönüm noktamı daha önceki yazılarımda paylaşmıştım. Bu yazı ise benim birinci dönüm noktamdı ve benim için çok anlamlıydı.

Sizin de hayatınıza renk katan ve sizi etkileyen öğretmenleriniz varsa, yorumlar bölümünde paylaşabilirsiniz.

Bir Yorum Bırakın