Oyuncak Arabanın Gözyaşları

oyuncak arabanın gözyaşları
Yazar: huzeyfecan

Bu gerçek olay, Doğuya atanmış bir fen bilgisi öğretmeniyle başlıyor. Bu öğretmen, öğrencilerine çok değer veren, onların potansiyellerini keşfetmeye çalışan bir kişiydi. Sınıfında parlak öğrencileri her zaman desteklemiş, onları teşvik etmek için çeşitli ödüller vermişti. Öğrencileri arasında başarılı bir çocuk vardı, gözlerindeki ışıkla herkesin dikkatini çekiyordu. Öğretmeni de bu çocuğun başarısına inanıyordu.

Öğretmeni, bu çocuğun başarılı olması için elinden gelen her şeyi yapmıştı. Öğrencinin zorlandığı konuları anlaması için ekstra yardımlar sağlamış ve ona özel ilgi göstermişti. Bu sayede çocuk, giderek daha fazla çalışmaya ve kendi potansiyelini keşfetmeye başlamıştı. Artık girdiği sınavlarda çok daha yüksek puanlar almaya başlamıştı.

Öğretmeni sınavlarda onun için bir hedef belirlemişti. “450 puanı geçersen sana istediğin bir şeyi hediye edeceğim” demişti. Öğrenci 20. yüzyılda çok basit görünen fakat doğuda yaşayan birçok insanın hala sahip olamadığı çok basit bir hediye istemişti: “UZAKTAN KUMANDALI OYUNCAK ARABA”.

Bu hediye aslında hem öğretmen hem de öğrenci için çok önemliydi. Neden mi? Çünkü öğretmeni de kendi çocukluğunda uzaktan kumandalı arabaları çok severdi fakat onları alacak maddi gücü yoktu. O zaman kendince bir karar verdi ve harçlıklarını biriktirip bir uzaktan kumandalı araba alacaktı ve yıllar sonra da bunu gerçekleştirmenin heyecanını yaşıyordu çünkü istediği gibi kablosuz çalışan yeşil renkli Suv tarzı uzaktan kumandalı arabasını almıştı ve bu onun için çok büyük bir anlam ifade ediyordu.

Öğrenci öğretmenin de desteğiyle çok kısa bir zaman sonra öğretmeninin ona gösterdiği 450 puanı geçerek başarılarını üst seviyeye çıkardı ve öğretmeni de söz verdiği gibi kırmızı renkli ışıl ışıl parlayan çok güzel bir uzaktan kumandalı arabayı aldı ve güzel bir şekilde hediye paketine yerleştirdi.

Şimdi sıra hediyeyi vermeye gelmişti. Öğretmeni, bütün sınıfın önünde öğrenciyi yanına çağırdı ve kısa sürede gösterdiği başarıları örnek göstererek hediyesini öğrencisine teslim etti. Paketi alan öğrenci, sabırsızlıkla içinde ne olduğunu merak ederek açmaya başladı çünkü uzaktan kumandalı bir araba olacağına ihtimal vermiyordu. Şimdiye kadar hiçbir öğretmeninden bu şekilde bir hediye almamıştı.

Öğrenci, uzaktan kumandalı arabayı görünce birden ağlamaya başladı. Öğretmeni, bu duruma şaşırdı çünkü sevinmesi gerekiyordu. “Neden ağlıyorsun?” diye sorduğunda öğrencisi şu cevabı verdi: “Öğretmenim, benim hayatımda önceden hiç uzaktan kumandalı arabam olmadı. Böyle bir şeye ilk defa sahip oluyorum.” Öğretmeni onun ne hissettiğini çok iyi anlıyordu, ama onun üzülmesini değil sevinmesini istiyordu. Hemen sevecen tarzıyla öğrencisinin başını okşadı ve “Bundan sonra çok çalışarak kendine çok daha güzellerini alacaksın. Bu sadece başlangıç,” dedi. Sonra öğrencisini sırasına geri gönderdi.

Sınıfındaki arkadaşları da hemen merakla arkadaşlarının yanına giderek hem tebrik ettiler hem de birçoğu ilk defa uzaktan kumandalı bir araba ile oynamanın heyecanını yaşadılar.

Bu öğrenci o gün öğretmenine bir söz verdi. “Bundan sonra daha çok çalışıp daha başarılı olacağım,” dedi ve gerçekten de bu verdiği sözü yerine getirdi. Öğretmeniyle tanışana kadar sınavlarda en fazla 330 puan alabilen ve bu puanla okul birincisi olan bu öğrenci (Okulun başarısının ne kadar düşük olduğunu belirtmek için yazdım), son sınıfa geldiğinde 450 puanları geçerek fen lisesini kazandı. Sadece bu öğrenci mi başarısını artırdı? Tabii ki hayır. Sınıfında bulunan arkadaşları da öğretmenlerinin desteğiyle o yıl bir okul tarihini yeniden yazıyorlardı çünkü okul tarihinde fen lisesini kazanabilen öğrenci çıkmıyordu. (Bu ise anlatılması gereken ayrı bir olay. İlerideki yazılarımızda sizlerle bunu da paylaşacağız.)

Bu gerçek hayat hikayesin de, öğretmenin öğrencisine verdiği hediyenin sadece bir oyuncak araba olmadığı anlaşılıyor. Bu hediyenin gerçek değeri, öğretmenin öğrencisine verdiği inanç ve destek ile onun potansiyelini keşfetmesi ve başarıya ulaşmasına yardımcı olmasıydı. Bu hikaye bize, bir insanın hayatına dokunarak nasıl bir fark yaratabileceğimizi gösteriyor.

Sonuç olarak, her birimizin hayatında bir öğretmen, bir mentör veya bir rehberin olması çok önemlidir. Bu kişiler, bizim potansiyelimizi keşfetmemize, bizi desteklememize ve başarıya ulaşmamıza yardımcı olabilirler. Biz de bu desteği aldığımızda, hayatımızın farklı alanlarında başarılar elde edebilir ve başkalarının da hayatına dokunarak onların hayatlarını değiştirebiliriz.

Bir Yorum Bırakın