TL Değer Kaybederken ve Ekonomik Daralma başlıklarına Cihat E. Çiçek‘in “Fiziki Altın Gramı 1600 TL, Dünyanın 8. Harikası Bileşik Faiz/Getiri, Çin Resesyona Girdi mi?” isimli youtube videosundan alıntılar yaparak değineceğim.
Öncelikle bu yazımın Pil ve Devalüasyon isimli yazımın devamı olduğunu belirtmek isterim.
TL Değer Kaybederken
“Şimdilik arkadaşlar bu kendini düzeltmek için yani acı reçetenin başlangıcıdır. IMF de gelse başta yapacağı odur. Ben bana soranlara hep söylüyordum: İlk önce döviz bir fırlatırsın. Böyle 29, 30, 35 nereye giderse dinle! Ondan sonra o akşam devalüasyon olur. Aynısı 2000 yılında daha pek çok yerel öncesinde yaşandı. Ama 20 senedir böyle bir şey görmüyorduk. 20-22 sene sonra bugünlerde de kuvvetli şekilde… Yani bir günde, iki gün içinde yoksa para hep değer kaybetti ve daha kuvvetlisini gördük. Yani son yılların en güçlü değer kaybını gördük Türk lirasında. Şimdi yapacakları şu oluyor: Önce, dolar fırlıyor. Atıyorum 30 lira, 35 lira! Rakam vermeye gerek yok gideceği yere kadar. O noktadan sonra yabancılar bakıyor: ‘Aa…’ diyor. ‘Bu borsa…’ diyor. ‘Ne güzel’ diyor. ’10 cent altına düşmüş…’ diyor. ‘Bedava, ben artık…’ diyor. ‘Buraya girebilirim…’ diyor. ‘Bu şirketlerin; bunların bütün varlıklarını girip satın alabilirim artık…’ diyor.”
Neden TL Değer Kaybediyor?
Bir ülkede sürekli olarak yüksek enflasyon yaşanıyorsa, para birimi alım gücünü kaybeder ve değeri düşer. Faiz Oranı‘nı düşürmeye çalışmak para biriminin talebini azaltabilir ve değer kaybına yol açar. Zayıf bir ekonomik büyüme, yüksek işsizlik oranı veya zayıf bir ticaret dengesi (ekonomik durum), para biriminin değer kaybetmesine neden olur. Politik istikrarsızlık veya seçimler (siyasi belirsizlikler) gibi faktörler para biriminin değerini düşürür. İthalatın ihracattan fazla olduğu durumlarda (dış ticaret dengesizliği), para birimi değer kaybeder. Bu faktörlerin bir kombinasyonu ile TL değer kaybediyor. Ancak, TL değer kaybederken, bu durum ihracatçılar için rekabet avantajı yaratıyor. Dolayısıyla turizm gibi bazı sektörler için cazip hale geliyor. Tabi gelmek isteyen olursa!
Ekonomik Daralma
“Yani çok kötü haberler. Çok kötü ya feci durum öyle söyleyeyim. Size geliyorlar hepsine o aynı aldıkları maaşta iki katı 3 katı turistler tatile geliyor bir gece geçireceği yerde; iki gece, üç gece aynı fiyata kalıyor. Tamam mı! Bizde tersi bir gece geçirebileceğimiz yerde bir saat geçiremiyoruz. Artık yurt dışına falan gitmeye kalkarsak bunun düzeltmeye ne faydası oluyor. Her şey o kadar pahallaşıyor ki! Mesela arabalar bir anda yüzde 20-30 birden artacak fiyatları! İthalat yani yanına abi o araba Yani AA, C sınıfı 4 milyon. Ha öbürü yanına yaklaşamazsın. Hani ondan sonra kahve mi? ‘Abi nereden buldun kahveyi? Ya bu parayla hala kahve alıyor musun sen eve?’ İthal ithal çay! Ondan sonra bunlarla karşılaşacağız arkadaşlar! Yani feci daralmalar geliyor. Öyle bayram ikramiyesi <bilmem ne zamlı; yüzde falan> onlar yani ‘andersen’ artık yani. Sizin ekonominiz hiç düzelmeyecek mi? Ülke ekonomisi 1 sene, 2 sene içinde mahalli seçimler olmasa net tarih verirdim. Çünkü bu sıkılaştırmaya siyasi irade ne kadar göz yumabilir. Ondan emin değilim yani. Baştan bir şey göze aldı. Seçim zaferinin ertesinden… Ama ‘muhalefet’ kazanınca! İşte ‘muhalefetin ekonomisi’ uygulanıyor şu anda! Onun arkasından: Ne olacak? Nereye kadar? Ne yapabilir? Nereye kadar dayanır? Yani doların 30 lira olmasına göz yumar mı?”
Neden Ekonomik Daralma Yaşanmalı?
Türkiye’de son zamanlarda yaşanan ekonomik sıkıntılar ve Türk Lirası’nın değer kaybı, birçok insanın endişe duymasına neden olmaktadır. Türkiye’deki ekonomik daralma ve Türk Lirası’nın değer kaybı durumlarında, olumsuz sonuçlar gözlemlenmektedir.
Ancak, bu zorlu dönemlerdeki ekonomik daralmanın aşağıdaki faydaları vardır:
- Denge sağlar (Dış ticaret dengesine ve makro ekonomik istikrara önem verilecektir.),
- Enflasyonu kontrol altına alır (Merkez Bankası, ekonomik daralmayla birlikte faiz oranlarını yükselterek ucube sistemden vazgeçecektir.),
- Dış ticaret dengesi iyileşir (Değer kaybeden Türk Lirası, ihracatı destekler mi? Rekabet gücünü artırır mı? Bunlar şimdilik muamma!),
- Yapısal reformları tetikler (Hukuk alanında yapısal reform zorunlu bir hal almıştır.),
- Rekabet gücünü artırır (İşletmeler maliyetleri azaltmak ve verimliliklerini artırmak için daha fazla çaba sarf edecektir.)
Uzun vadede, bu önlemler alınırsa; ekonomik istikrarı sağlanır. Böylece, sürdürülebilir bir büyümeyi destekler. Ancak, ekonomik politika yapıcılarının doğru tedbirleri alması ve reformları (özellikle hukuk alanında) hızlandırması önemlidir.
