Bildiri – Zan

Bildiri

Zan, vicdan ve makul şüphenin bir araya gelmesiyle oluşur. Zan, insanların vicdanlarına dayanarak mantıklı şüphelerini belirlemelerine yardımcı olan bir düşünce sürecidir. Bu nedenle, zanın etik ve hukuki açıdan önemli bir yeri vardır. Doğru kullanıldığında adaletin sağlanmasına yardımcı olacaktır. Ancak, yanlış kullanımı veya kötü niyetli amaçlarla kullanımı sonucunda da zarar verecektir.

Adaletin tesisinde devletin (kurumların ve memurların) ve halkın üzerine düşen sorumluluklarda vicdan ve makul şüphenin (zan) yeri nedir? Nasıl olmalıdır?

Devlet ve kurumları, adaleti sağlamak için objektif ve tarafsız bir şekilde hareket etmek zorundadır. Vicdan, kişinin içinde bulunduğu duruma göre doğru olanı yapmasına yardımcı olacaktır. Özellikle karar vericilerin dürüstlük, adalet, bağımsızlık, tarafsızlık ve profesyonellik gibi değerleri benimsemesi gerekmektedir.

Halkın üzerine düşen sorumluluklarda ise, suçlu veya suçsuz herhangi birinin haklarını korumak için makul şüpheye (zan) dayanan bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir. Bireylerin, diğer insanların hak ve özgürlüklerini ihlal edebilecekleri için, makul bir şüpheyle yaklaşmaları doğru olacaktır. Ancak, bu şüpheye dayanarak bir kişinin suçlu olduğunu kabul etmek doğru değildir. Bu nedenle, bir kişinin suçlu olduğuna karar vermeden önce kanıtlara bakmak ve Tarafsız-Bağımsız Yargı kararına göre değerlendirmek gerekmektedir.

Devlet, her insana eşit bir güvenlik sağlamalıdır.

Başkalarının seçtiği, kabullendiği hayattan veya yazgıdan kime neydi?

Kader, bir sürü ayrıcalıklıyı seçecektir! Herkes ayrıcalıklıdır… Zaten yalnız ayrıcalıklar vardır. Ötekileri de bir gün mahkum edeceklerdir. Ötekiler de yargıyı yiyecektir. Terör örgütü üyeliği ile suçlayıp; işlemediği suçu itiraf etmedi diye mahkum edildikten sonra ne önemi olurdu yasanın! Kanun, gizli eşyayı bulmaya mahsus bir fal kitabı değildir. Olana, gördüğüne, bildiğine göre hükmeder. Eğer halka güvenmeyip kontrolcü kullanılıyorsa, kontrolcüleri de kontrol etmek gerekir. Bizim kontrolcüye değil, halkımıza; insanımıza inanmamız gerekir!

Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.

İnsan bazen bir adım gerileyip, sağduyu ve empatiyi biçimsel kuralların üzerine çıkartmayı bilmelidir. Ayrıca, herkesin her an düşünmesi gereken dört şey;

  • Ölüm,
  • Allah’ın ölenleri yargılaması,
  • Cennet ve
  • Cehennem olmalıdır.

Böylece, zalim olmasın, zalimin zulmünü desteklemesin veya haksızlığa karşı susmasın.

Onların çoğu sadece zanna uyuyor. Oysa zan hiçbir şekilde gerçek ve kesin bilginin yerini tutamaz. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilmektedir.

(Yunus 10/36)

Oysa onların bu konuda bir bildikleri yok; sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçek bilginin yerini tutamaz.

(Necm 53/28)

Hakim itham etmez, ancak takdir eder. Hakimin takdire varabilmesi için, kıymet hükümlerini belirtmesi ve ona göre cevap istemesi lazımdır.

Not : Yazı dizisi devam edecektir.

Bir Yorum Bırakın