Ölüm! Hiç Hesapta Yoktun

ölüm, mezar taşı ve gül
Yazar: huzeyfecan

Bazen günlük hayatımızdaki işlere öyle çok dalıyoruz ki ölüm gerçeğini unutuyoruz. Gecenin bir yarısında telefon çalınca normal olmayan bir durum olduğunu anlıyorsunuz. Telefonu korkarak ve istemeden açıyorsunuz ve duyacağınız şey genellikle “Başınız sağ olsun” oluyor.

Hemen apar topar hazırlanıp yola çıkmanız gerekiyor çünkü kaybedecek vakit yoktur. Kaybettiğiniz kişiyi son yolculuğuna uğurlamak için zahmetli bir yolculuğa çıkarsınız.

Bu haberler insanı ansızın yakalar ve bazıları için derin acılar bırakır. Eğer kaybettiğiniz kişi yakınınız ve gençse acılarınız daha da artabilir. İnsanlar ölümü sadece yaşlılara özgü sanıyor. Genç insanlar için daha çok vakit olduğu hissi oluşur ama vakti belirleyen bizler değiliz.

Yaşlılar vefat ettiğinde “kurtuldu bu dünyadan” denir. Aslında kurtuluş hepimize göre aynı değil mi? Sadece yaşlanıp ölüm ile karşılaştığı zaman mı insan bu dünyadan kurtulur? Bu dünya bana göre sadece bir konaklama yeri ve günü geldiğinde herkes, genç ya da yaşlı, bu dünyadan göçüp gider. İşte hakikat budur. Bu yüzden, çok güzel bir söz vardır: “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyanı, her an ölecekmiş gibi de ahiretini kurtarmaya çalış.” Bu gerçeğe göre yaşarsanız hem dünyanızı hem de ahiretinizi kurtarmış olursunuz.


Doğru söze kulak vermek gerekir. Herkes Aciz: Ben, Sen ve Onlar da… İnsan bu dünya hayatının bir sonu olduğunu kabul ederek, hayatın anlamını daha iyi anlar. Ölüm, hayatın kaçınılmaz bir gerçeğidir ve insanların hayatını daha fazla değerlendirmesi gerektiğini hatırlatır.

Dolayısıyla, her anı değerlendirmeli ve hayatımızı amaçlı hale getirmeliyiz. Başkalarına yardım etmek ve dünya genelinde pozitif bir etki yaratmak için çalışmak, hayatımızı daha anlamlı hale getirir. Ayrıca, kendimize bir amaç bulmak ve bu amaç doğrultusunda yaşamak da, hayatımızın anlamını artırır.

Ölüm gerçeğini kabul etmek, aslında bize birçok şeyi hatırlatır. Hayatın geçiciliği, önemli olanın insanın kalbi ve ruhu olduğu gerçeği, başkalarına yardım etmek ve onlara değer katmak gibi. Bu gerçekler, hayatımızı anlamlandırır ve bir amaca yönelik yaşamamızı sağlar.

Sonuç olarak, ölüm gerçeği hayatın bir parçasıdır ve bizim de hayatımızın bir sonu olacaktır. Ancak, hayatın anlamı ve önemi, bizim yaşamımızda yaptıklarımızla belirlenir. Kendimize bir amaç bulmak ve bu doğrultuda hareket etmek, hayatımızı anlamlı kılar ve ölüm gerçeğiyle yüzleştiğimizde bile bizi rahatlatır.

Bir Yorum Bırakın