Bildiri – Kayırmacılık

Bildiri

Adam kayırmacılık, toplumda adaletin işleyişini bozan bir davranıştır. Bu davranış, kişisel çıkarların toplumun genel çıkarlarından önce gelmesine neden olur ve bu da toplumun gelişmesini ve refah seviyesinin yükselmesini engeller.

Adam kayırmacılık, özellikle kamu kurumlarında yaygın bir sorundur. İşe alımlarda, terfilerde ve diğer kararlarda objektif kriterler yerine kişisel ilişkilere dayalı faktörler kullanılması, adalete olan güveni sarsar ve toplumda hoşnutsuzluk yaratır.

Bu sorun, toplumsal adaletin sağlanmasına zarar verir ve aynı zamanda toplumda ayrımcılığın ve haksızlıkların artmasına neden olur. Bu nedenle, adil bir toplum için adil bir işleyiş sistemi ve objektif kriterlerin kullanılması gerekmektedir.

Bir devletin gelişmesi de yıkılması da o devleti yönetenlerin ve yargıçların elindedir. Yargıçların adam kayırmaları ve para tutkusuna kapılmaları, bir devletin en sağlam ve en güvenilir yanı olan adaletini yıkıverir.

Bir otomobil en son teknoloji ile üretilmiş de olsa, ancak sürücüsü kadar güvenlidir.

Bu sebeple, hukuk eğitiminin iyileştirilmesi gerekmektedir. Peki, sürücü koltuğunda oturan Yargıç’ın “Mesleki Formasyon” eğitimi nasıl olmalıdır? “Fikri ve Kültürel Formasyon” ile desteklenmelidir. Ayrıca, “Çevresel Etkilenmeleri” dikkatle ve özenle hazırlanmış bir eğitim programı içerisinde olması sağlanmalıdır. Bu hukuk eğitimi süresi bakımından değil de içeriği yönünden geliştirilmelidir.

Adam Kayırmacılığın Topluma ve Adalete Yansımaları

İstediğiniz kadar mükemmel anayasalar yapın! Özgürlükler alanında da halka dilediğiniz kadar haklar tanıyın! Sosyalizmin veya liberalizmin sihirli gücüne dilediğiniz kadar inanın! Eğer çocuklarımız gerektiği şekilde eğitim almazlarsa hayata bir hiç olarak atılırlar! Yasalar ve bütün sosyal haklar var olmasına rağmen toplumsal hayat yine de ruhsuz olacaktır. Bu nesilden gelen memurlar bencil ve uyuşuk; devlet adamları ise politik madrabaz olurlar. Milletvekilleri ise, çıkar peşinde koşar. Okullar yeni neslin bilincini körelten ve kalbini karartan birer karanlık mağara olur. Basın sokak fahişelerinin albümlerine döner. Tok veya aç olan halk kitlelerine ne olur? Kendilerine yabancı olan her şeye karşı olurlar. Özellikle de varlıklı sınıfa mensup insanlara karşı nefret, kıskançlık ve intikam duyguları beslemeye başlarlar.

Milyonlarca çocuğu bozucu, köreltici bir eğitimin pençesinde bırakmamalı!

Erdem çiçekleri açacak olan bu körpe fidanlar gözlerimizin önünde kurtlanıyor. Büyüyüp suç işledikleri zaman, yani içlerine çocukluktan giren kötülük tohumları acı meyvelerini verdiği zaman hapishanelerde ölüme terk ediyoruz onları…

Asma zevkini tadabilmek için suç yaratan toplumlar gibi olmamak gerekir.

Kayıran mı olmak istersin? Kayrılan mı?

Kim istemez ki kendini önemseyen, saygın, değerli hisseden biri olsun? Bu sebeple birçoğumuz kendimizi kayıran taraf olmak isteriz. Ancak kayıran olmak da kayrılan olmak da hiçbir şekilde masum değildir.

Kayırmacılık ve liyakat, toplumda farklı sonuçlar doğuran iki kavramdır. Kayırmacılık, bir kişinin kendi çıkarlarını, akrabalarını, arkadaşlarını ya da siyasi gücünü öne sürerek, iş, görev ya da fırsat dağıtımında adaletsiz davranmasıdır. Buna karşılık liyakat, iş, görev veya fırsat dağıtımında adayların bilgi, beceri, deneyim ve niteliklerine göre objektif bir değerlendirme yaparak en uygun adayı seçmektir. Kayırmacılık, toplumda güvensizlik ve adaletsizlik hissi yaratarak, insanların haklarını gasp ederken liyakat ise toplumda güven, adalet ve eşitlik hissi yaratır. Liyakat, toplumda en uygun kişinin en uygun pozisyonda olmasını sağlayarak, iş ve görevlerin etkin bir şekilde yerine getirilmesine katkıda bulunur.

Kayıran

Kayıran olmak, adil olmayan bir davranıştır. Bu davranış, diğer insanların haklarını yok saymak, yeteneksiz ve niteliksiz kişileri ön plana çıkarmak, objektiflikten uzaklaşmak anlamına gelir. Kayırmacılık, özellikle iş hayatında sıkça karşılaşılan bir sorundur. İşverenler, seçim yaparken, kayırma yoluyla, en nitelikli adaylara değil, kendilerine yakın olan kişilere iş verirler. Bu durum, niteliksiz kişilerin iş hayatında ilerlemesine, yetenekli kişilerin ise geri plana itilmesine neden olur.

Kayıran kişiler, genellikle kendilerini haklı çıkarmak için çeşitli bahaneler öne sürerler. Ancak bu bahaneler, diğer insanların haksız yere kayrılmasını, adalete aykırı davranışlara neden olur.

Kayrılan

Peki, kayrılan olmak mı daha iyi? Aslında hayır. Kayrılan olmak, kayırmacılığı teşvik eden bir davranıştır. Kayırılan kişiler, iş yerinde, okulda ya da toplumda, yeteneksiz ve niteliksiz olmalarına rağmen, öne çıkarıldıklarını düşünerek, yeterince çalışmaz, disiplinli olmaz ve sonuçta başarısızlığa mahkum olurlar.

Gerçekten başarılı ve saygın bir insan olmak istiyorsanız, kayırmacılıktan uzak durmalısınız. Objektif ve adil davranmalı, diğer insanların haklarını gözetmeli ve yetenekli olanları ödüllendirmelisiniz. Böylece, saygın bir insan olabilir, toplumda ve iş hayatında saygı duyulan biri haline gelebilirsiniz.

Kayırmacılık, adaletin düşmanıdır. Adaletin olmadığı yerde ise huzur ve güven de yoktur.

Not : Yazı dizisi devam edecektir.

Bir Yorum Bırakın