Bildiri – Son

Bildiri

Her bildiri bir hesap sormadır. Her son yeni bir başlangıçtır…

Adalet terazisi; hakkını almak, hakkını vermek. Adaletin terazisi nasıl bozuldu?

Birler

“Masumiyet Karinesi” yerine “Suçsuz Olduğunu Kanıtla” ilkesinin uygulanması. Tutuksuz Yargılama İlkesi’nin ihlali. Kararlarda ve infazlarda; katillere, hırsızlara, tecavüzcülere, fikir suçu sanıklarından veya siyasal sanıklardan daha müsamahalı davranıldığı izlenimi.

İkinci Birler

Kuvvetler ayrımını yok eden bir sistemin yargıyı düzenleyen (sınırsız) yetkileri. Yeni savcı ve yargıçlarını iktidar partisi mensupları arasından seçilmesi. Savcı ve yargıçların iktidarın eğilimlerine göre kararlar verdiklerine ilişkin iddia ve izlenimler.

Üçüncü Birler

Cumhurbaşkanı’na hakaret davalarının sokaktaki insanları, ev kadınlarını, otobüs ve metro sohbetlerini kapsayacak biçimde yaygınlaşması. Cumhurbaşkanı’nın yargıya emir ve talimat verdiği izlenimi yaratan söylemleri ile birlikte yargının bu söylemlere uygun davrandığı izlenimleri. Cumhurbaşkanı’na hakaret ve Cumhurbaşkanı’nın açtığı tazminat davalarında, sanıklara haksızlık edildiği izlenimi.

Dördüncü Birler

Yerel mahkemelerin yüksek yargının verdiği kararlara direnmeleri. Anayasa’ya göre yargının üstünde olması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması. Sözde “Yargıda Reform” ve “Adalet Reformu”nun temel hak ve özgürlüklerin korunmasında ve adil yargılama usullerinde bir yenilik getirmemesi.

Beşinci Birler

Gazete ve televizyonlar üzerindeki baskıların, sansürün ve cezaların artması. Sosyal medya kullanıcıları ve internet üzerindeki baskıların, sansürün ve cezaların artması. İnsanların haberleri olmadan haklarında dava açılması ve aniden gözaltına alınmaları.

Altıncı Birler

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) işlerine son verilen insanlara yapılan haksızlıklar. Anneleriyle hapiste yatan bebekler, çocuklar. Hasta mahkumlar, tedavileri ve afları. Bazı davalardaki “Gizlilik” kararı dolayısıyla avukatların bile dosyalara erişememesi. Avukatlara, savundukları sanıkların suçlarından dolayı dava açılması.

Yedinci Birler

Kadın cinayetlerinde sanıklara, “İyi Hal İndirimi” uygulanması. Çocuklara tecavüz davalarının üstlerinin örtülmesi. “İnsan Hakları Savunucuları”na ilave olarak “Hayvan Hakları Savunucuları” hakkında da soruşturma açılması.

Sekizinci Birler

“Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte…” diye başlayan cümlelere göre insanların yargılanmaları ve mahkum edilmeleri. “Gizli Tanık” uygulaması. Sulh Ceza Hakimleri’nin her önüne geleni hapse atmaları.

Dokuzuncu Birler

“FETÖ” suçlamasının tüm muhalifleri de kapsayacak biçimde uygulanması. Hatta, bu yargılamalarda zenginlerin para ile yakayı kurtardıkları izlenim ve iddiaları. Ayrıca, bu davalarda, AKP’lilerin (Adalet ve Kalkınma Parti) akrabalarının kaydırıldığı iddiası. HDP’lilere (Halkların Demokratik Partisi), özellikle de seçilmiş belediye başkanlarına ‘Terör’ suçlaması. İddianame hazırlanmadan yıllarca hapiste tutulan şahıslar için uzun tutukluluğun cezaya dönüşmesi. İktidara yakın olanların davalarında müsamaha izlenimi.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki; iki çeşit “Adalet” vardır yeryüzünde… Biri ‘Yaya Giden Adalet’ diğeri de ‘Pek Şahane Adalet’

Yaya Giden Adalet

Yerlerde sürünen, sağa sola sapmasın diye birçok bağlarla sıkı sıkı bağlanan yoksul halka uygun zavallı bir adalet.

Pek Şahane Adalet

Canının istediğini yapanlara, yasalarla sınırlanmayanlara ve yüksek mevkide olanlara uygun şöhretli bir adalet.

Vergi yükünün adaletli olmaması; geliri yüksek olanla düşük olanı, ödenilen vergi tutarında eşitleme suretiyle adaletsizliği ortaya çıkarmaktadır. “Mali Güce Göre Vergilendirme İlkesi”, Anayasa Mahkemesi kararları ile şekillenen “Anayasa Vergileme İlkeleri”ne uygun olduğundan bu ilke kıstas alınmalıdır.

Uyarılar

Ölçüyü tam tutun eksik verenlerden olmayın.

(Şuara 26/181)

Doğru terazi ile tartın.

(Şuara 26/182)

İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın, bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.

(Şuara 26/183)

Medyen halkı toplumsal ahlak; özellikle de ticaret ahlakı bakımından çok bozulmuştu. Hatta, ahlak kurallarını çiğneyerek alışverişlerinde karşı tarafı zarara sokacak hileli işler yapıyorlardı.

Hz. Şuayb, Allah tarafından peygamber olarak gönderilerek Medyen ve Eyke halkına rehberlik etmiştir. O, tam bir hitabet ustasıydı ve bu nedenle “peygamberlerin hatibi” olarak da anılmaktadır. Hz. Şuayb, tatlı bir üslupla ve etkileyici anlatımıyla halka seslenmiş, onlara Allah’a inanmayı ve ticarette adaletli olmayı öğütlemiştir.

Bitiş

Ne yazık ki, kavmi bu mesajlarına kulak asmamış, inkara devam etmiş ve ticarette haksızlık yapmaya devam etmiştir. Sonra, Medyen kavmi şiddetli bir depremle, Eyke halkı ise gökten yağan ateşle helak olmuştur.

Hz. Şuayb’in uyarılarına rağmen halk, inançsızlık ve adaletsizlikleri nedeniyle yıkıma uğramıştır.

Dünya küfrü kaldırır ancak zulmü ve adaletsizliği kaldırmaz!

Her Cuma günü Cuma hutbesinde okunduğu gibi; “…İbret alasınız diye size öğüt veriyor.”

Son

Not : Yazı dizisi bitti.

Bir Yorum Bırakın