Bildiri – Korku ve Özgürlük

Bildiri

Korku ve özgürlük birlikte var olamazlar. Devamlı korku ile yaşayan insanlar özgür olamazlar. Özgür olmayan halk ise bir şey üretemez. Ürettiğinden lezzet alamaz. Zamanla özgürlük açık artırmaya çıkar. Korkutucular korku yayar. Özgürlüğe erişmek artık mümkün olmaz. Özgürlüğü satan için dahi artık özgürlükten bahsedilemez.

Özgürlük deyince ne anlamalıyız?

Özgürlük, kişinin düşüncelerini ifade etme, inançlarını benimseme ve hayatını kendi iradesi doğrultusunda yönlendirme hakkına sahip olmasıdır. Bu hak, insanların kendilerini geliştirebilmeleri, hayatlarını daha anlamlı kılabilme ve mutlu olabilme şansını verir.

Bununla birlikte, özgürlük sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal düzeyde de önemlidir. Toplumda herkes eşit haklara sahip olduğunda, adaletin sağlanması ve insanların barış içinde yaşaması mümkün olur.

Özgürlüklerimiz, başkalarının haklarına saygı göstermek, toplumda birlik ve beraberliği korumak için hayati öneme sahiptir.

Özgürlüğün sınırlarını halk nasıl geliştirir, devlet nasıl daraltır?

Halk, bireysel özgürlükleri diğer insanların haklarına zarar vermediği sürece genişletmelidir. Özgürlük kavramı, insanların yaşamlarını yönlendirme hakkına sahip olmalarını ifade eder. Halk bu özgürlükleri doğru sınırlar dahilinde kullanır. Aslında devletin sorumluluğu hem özgürlükleri koruyup genişletmek hem de toplumsal düzeni ve güvenliği sağlamaktır. Halk olarak, özgürlüklerimizi korumak için devleti de denetlemeli ve gerektiğinde taleplerimizi dile getirmeliyiz. Gel gör ki denetlemek için önce kendi hakkımızı sonra da devletin görevlerini bilmemiz gerekiyor.

Ancak, günümüzde devlet özgürlükleri daraltırken, insanların bu daralmayı fark etmesi ve buna karşı çıkması gerekmektedir. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, sivil toplum örgütleri gibi hak ve araçlar, halkın sesini duyurmasına mutlak suretle yardımcı olmalıdır. İnsan hakları savunucuları ve yazarlara bu konuda önemli görevler düşmektedir.

Peki kaç tane insan hakları savunucusu tanıyorsunuz?

Kaç tane barodan; avukattan destek alıyorsunuz?

Kaç tane yazar sizin ve/veya kendi hakkını kitaplarında işliyor?

Devlet, ifade ve düşünce özgürlüğü kavramları halk için ne ifade ediyor?

Devlet, genel olarak halkın yönetimini sağlamakla sorumlu olan bir yapıdır. Demokratik devletlerde, halkın seçtiği temsilciler tarafından yönetilir ve halkın çıkarlarını koruma ve refahını sağlama görevi vardır. Bizim ülkemizde çoğu zaman hükümet ile devlet kavramları birbirine karıştırılmaktadır.

İfade özgürlüğü, kişilerin fikir, düşünce, inanç ve görüşlerini özgürce ifade edebilmeleri ve bu ifadeleri yasalara uygun şekilde yayımlama haklarıdır. Bu özgürlük, demokratik bir toplumda önemlidir. Çünkü tartışma, eleştiri ve farklı bakış açılarının paylaşılması, daha iyi bir toplum için gerekli olan ilerlemeye katkıda bulunabilir. Bizim ülkemizde yalnızca toplumun bir kesimine yönelik ifade özgürlüğü vardır.

Düşünce özgürlüğü de benzer şekilde, kişilerin kendi düşüncelerini özgürce ifade etme haklarını içerir. Düşünce özgürlüğü, bireylerin farklı inanç ve görüşlere sahip olabileceği gerçeğini kabul eder ve bu çeşitliliği korur. Demokratik bir toplumda, düşünce özgürlüğü tartışma ve eleştirinin temelidir ve halkın katılımıyla daha iyi kararlar almayı sağlar. Bizim ülkemizde düşünceyi ifadeye, ifadeyi suç unsuruna dönüştürmek ne yazık ki yalnızca ‘bir düşünceye’ bakmaktadır.

Korku kavramı halk için ne ifade ediyor?

Korku, insanların güvensizlik, endişe ve kaygı gibi duygulara kapıldığı bir durumdur. Korkunun ifade ettiği şey, kişinin kendisini veya sevdiklerini potansiyel bir tehlikeden korumaya çalışmasıdır. Korku, bazen gerçek bir tehdit olduğunda gereklidir ancak diğer zamanlarda ise anlamsız bir korku olabilir. Bizim ülkemizde korkutucular çoğu zaman “Silivri soğuktur!” diyerek diğer insanlara korku salarlar.

Korku insanı kör eder.

Esaretin karşısında bir özgürlük esaretten korkar. Korkan bir özgürlük ise, özgürlük değildir. Ayrıca, özgürlük ve korku birlikte var olamazlar. Çünkü, korku özgürlüğün ölümüdür. Bununla birlikte, özgürlük sadece tüm korkular kaybolduğunda, tamamen kaybolduğunda mümkündür.

Maddi hiçbir şey insanoğlunun yalnızlığını dindiremez. Sahip olma güdüsünün bir sınırı yoktur. En sonunda da malları insanoğluna sahip olur.

Endişeler, korkular hep başkalarının insanoğlunun kendisi için ne düşündüğü kaygısından gelir. Bu durum ise zehirlidir. İnsanoğlu bu düşünceyi içinden çıkarıp atmadıkça yaşayamaz, birlik olamaz.

İnsanoğlunu rahatsız eden ‘şeyler’ değil, insanoğlunun ‘şeyleri’ nasıl yorumladığıdır.

Tıpkı, “İfade Özgürlüğü”nün yanlış yorumlanması sorunsalında olduğu gibidir bu durum…

Bir adamın dilini kesmek onun yalancı olduğunu değil, onun ağzından çıkacak şeylerin seni korkuttuğunu kanıtlar sadece.

George R.R. Martin – Kralların Çarpışması

Unutulmamalıdır ki; “Korku kılıçtan derin keser.”

Bir Yorum Bırakın