Ben bir vatandaşım yazısı, “Hala Şikayetçi misin?” başlıklı yazımın devamı olacak. Kaldığımız yerden devam edelim.
Ben: ‘’ Ben bir vatandaşım. Ben cezaevine tıkılmadan önce kısmen savcının ne demek olduğunu biliyordum. Ancak anlaşılan o ki çok şey değişmiş. O yüzden bu dilekçeyi yazdım ve cevap bekliyorum’’ dedim.
Cezaevi savcısı saçma sapan bir cevap yazdı demedim. Belki lütfedip bu savcı anlatır veya resmi cevap verme hususunda işlem yapar diye. Ama öyle olmadı.
Savcı normal bir ses tonuyla: ‘’Anlaşılan o ki cezaevi idaresi ve İnfaz Koruma Memurlarından şikayetçisin. Hala şikayetçi misin?’’ diye sordu.
Bu sırada içimden ‘’çakaaaal!’’. Dosyayı okumuyorsun. Şuan ne yaptığını yani benimle neden görüştüğün konusunda hiçbir fikrin yok ama işini, görevini yapmadığını ve yapmaya hiç mi hiç niyetin olmadığını çok iyi biliyor ve hemen ustaca kıvırıyorsun.’’ diye düşünürken;. Muhtemelen gösteriyi (savcının performansını) izleyen katip utanmasa cebinden bir yüzlük çıkartıp sonra da yalayıp kıvırma hareketleri yapan savcının alnına yapıştırırdı diye de düşünüyordum.
Hemen ciddileşen Ben: ‘’Evet, hala şikayetçiyim. İdareden ve gardiyanlardan’’ dedim.
Savcı: ‘’Tamam, ifadeni aldık. Kararı sonra sana göndereceğim’’ dedi.
Ben: ‘’Kolay gelsin!’’ dedim ve ekran karardı. Kulaklığı çıkartıp sandalyeden kalktım ve gardiyan beni koğuşa götürdü.
Tabi sekiz kişilik koğuşta yirmi küsür kişiyiz ve herkes merak içinde beni bekliyor. Tabi ki de herkesin ilk sorusu:’’Tahliye oldun mu?’’ oluyor. ‘’Hayır, mahkeme değildi.’’deyip savcı ile olan saçma sapan absürt komedi tiyatrosunu anlattım. Yaklaşık bir saat eğlendik güldük. Sonra herkes kaldığı yerden işine devam etti. Kimi kitap okumaya, kimi avluda voltalamaya, kimi boyut değiştirmeye, kimi çay/kahve içmeye…
Sanık mı? Tanık mı?
Yukarıda da bahsettiğim gibi bir gün sonra ‘sanık’ olarak ifade tutanağını imzaladım. Yaklaşık bir ay sonra da ‘savcılığın kararı’ yani cezaevi idaresi ve gardiyanları için takipsizlik kararı geldi. O kararda ‘sanık’lıktan ‘müşteki’liğe terfi etmişim. Savcılık kararı gelmeden bir kaç gün öncesinde İnfaz Hakimliğine götürmek istediler ama gardiyanlar sebebini yine bilmiyorlardı. Jandarmaya sordum ve onlarda haliyle bilmiyorlardı. Bende ‘’dilekçe yazsan ve İnfaz Hakimliğine gitmesem olur mu?’’ dedim. Jandarmalar hemen sevinçle ‘’tabi tabi’’ dediler. Gardiyanlarda ‘’Sen bilirsin’’ dediler. Hemen dilekçeye ‘’Ne olduğunu bilmediğim bir duruşmaya katılmak istemiyorum. Önce bilgi verin, hazırlık yapayım’’ yazarak gardiyanlara dilekçeyi verdim.
Savcılığın kararı ile birlikte İnfaz Hakimliğinden de karar tebliğ edildi. Meğer İnfaz Hakimliği beni yine cezaevi disiplin kurulunun verdiği bir ay spor faaliyetlerinden men cezası için yazdığım şikayet dilekçesinden dolayı çağırıyormuş ama sebebini söylemek yerine verdikleri kararı göndermişler. Farklı bir esas ve karar numarası ile talebimi kabul ederek cezayı kaldımışlar ve bu sefer savcılığa hakkımda suç duyurusunda da bulunmamışlar. Aynı dilekçem ile ilgili aynı İnfaz Hakimliğinin iki farklı hakim imzalı iki farklı kararı var. Bir de üzerlerine tuz biber olarak savcılığın sanıklıktan müştekiye terfi ettirildiğim cezaevi idaresine görevlileri için takipsizlik kararı var.
Daha önce ‘yukarı’da yazdığım gibi; maalesef ‘yaşayarak öğreniyoruz’ ve bu sırada üst mahkemeye başvurmam gerektiğini bilmiyordum. Yani İnfaz Hakimliği için AC’ye (çünkü talebim kabul edilmişti), savcılığın kararı için Sulh Ceza Hakimliğine (Savcılar, hakimler, memurlar benim gözümde , o dönemde, hala devleti temsil ettiği için onlarla dalga geçmeyi kendime yakıştıramadığım -ki burada aslında bu yaptıkları ‘’hainliğin’’ hesabının sorulması için her tarafa bilgi vermeliydim. Ben o dönemde sadece HSYK’ya yazdım. O dönemde henüz HSK olmamışt! Adı hala HSYK’ydı. Şimdi de herkese haber veriyorum, yani top benden çıktı pası size verdim.) başvurdum.
Hatalar Ders Almak İçindir
Bu olay bana ders oldu ve bundan sonra yaşanan her olayı sonuna kadar yani AYM, AİHM’ye kadar götürdüm, götürüyorum. Tiyatroda perde sayısı arttı, absürt komediyi çok tercih etmesem de mecburi olarak verilen rolü oynuyor ve bir taraftan da diğer oyuncuların yaptıkları komikliklere gülüyorum, gülüyoruz. İzahı olmayanın mizahı olur diyor ve gülüyoruz. Hak, Hukuk, Adalet, İnsan! diye düşünerek sevincimiz hüzne ve kedere dönüşüp geleceğe ibret olsun diye yazıyoruz….
10. haziran. 2020
Menemen T tipi K. CİK
